|
|
||||||||||||||
|
Dr Cahit GÖZÜAKÇA
Dr Cahit GÖZÜAKÇA Hakkında Bilgi
“1969 yılında Kayseri’de doğdum, ilk,orta ve lise öğrenimimi Kayseri’de tamamladıktan sonra vs. vs. vs.” şeklinde klasik bir özgeçmiş sunusundan daha farklı olarak, özellikle meslek hayatımı şekillendiren bir özgeçmiş sunumu yapmak isterim.
Pekala, şöyle başlayalım: 1969 yılının nisan ayı 28. günü sabahı saat 07 civarında Kayseri’nin Fatih Mahallesi’nde 3 katlı bir apartmanın 2. katında bir ebe tarafından doğurtulmuşum. O zamanlar insanlar ancak sezeryan için hastaneye yatarlarmış. Normal doğumların hemen tamamının, evde, ebeler tarafından gerçekleştirildiği dönemler. O zamanların Kayseri’sinde zaten 1-2 kadın doğum hekimi olduğunu düşünürsek buna pek de şaşmamak gerek. Bir kadın doğum uzmanı olarak sabah neticelenen doğumların ardında zorlu bir gece olduğunu bilirim. O nedenle sabahın 07’sinde doğmuş biri olarak da hem beni doğuran annemi hem de doğurtan ebeyi bir kez daha minnetle anmam gerekir.
Çocukluğum sıradandı. Her çocuk gibi biraz haşarı ama mutlu bir çocukluk. O dönemlerde “büyüdüğüm zaman” önceleri astronot olmayı isterdim. Sonra ayaklarım biraz yere basıp, değil uzaya gitmek, insanların bir ampul bulamadığı o dönemlerin Türkiye gerçeklerini dikkate alınca önceleri pilotluk, daha sonraları inşaat mühendisliği daha mantıklı gelmeye başlamıştı. O dönemde yaşıtım çocukların pek çoğu doktor olmayı isterdi.( Sanırım bu hayaller gerçekleşse nüfusun %99’u doktor olurduJ) Adeta doktor olmayı planlamayan bir ben vardım.
Devlet okullarında ilk,orta ve liseyi tamamladım.Süper olmamakla birlikte fena bir öğrenci de sayılmazdım.En azından hiç bütünlemeye kalmamıştım. Yaz tatilleri ve hafta sonları babamın ortağı olduğu konfeksiyon mağazasında geçerdi. O dönemlerde öğrendiğim “müşteri veli nimettir”, “müşteri her zaman haklıdır” türünden ticari prensipleri, (her ne kadar hastalarımı bir müşteri olarak görmesem ve böyle bir algılamayı kesinlikle reddetsem de) halen uygulamaya çalışırım. Bunun mesleğimin sürdürülebilirliği açısından bir gereklilik olduğunu düşünürüm.
Lise son sınıfa kadar kafamda uçak mühendisliği vardı. Birçok sağlık problemi yaşamış olan annemin ÖYS öncesi “Benim hatrım için bir tercihinde tıp fakültesi yaz” ricası üzerine 3 tercihimi tıp fakültesi olarak yaptım. İyi geçen bir sınavın ardından ilk tercihim olan Ege Üniversitesi Tıp Fakülesi’ni kazandım (1986).Yani anne hatrına doktor olacaktık.
İzmir’de geçen 6 yıl belki de hayatımın en güzel 6 yılı idi. O dönemdeki yakın arkadaşlarımın, kişiliğimin gelişmesine çok olumlu katkılarının olduğunu düşünüyorum.O arkadaşlarımın ve İzmir insanının sıcak ve insani yaklaşımları beni çok etkilemiştir. Hastalarımın öncelikle “insan” olduğu gerçeğini algılamam ve empati yeteneğim (hastanın hissiyatını algılama) o dönemlerin bir uzantısıdır.Bizlere iyi bir eğitimin yanında, deontoloji konusunda çok iyi örnekler veren hocalarımızın da hakkını vermek lazım.Bizler de bu yaklaşımları örnek almaya çalışdık ve halen de çalışıyoruz. İyi bir derece ile 1992’de mezun oldum.
Uzmanlık konusunda kadın doğum uzmanlığı tek tercihimdi. Bu tercihi yapmamda en büyük etkenler hem cerrahi hem tıbbi yönü olan, her mekan ve dönemde geçerli olabilecek bir dal oluşu ve özellikle gebelik boyutu ile hastalıktan çok fizyolojik bir olayla insanların mutluluğunu paylaşıyor oluşudur.
1992 yılında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Doğum Anabilim Dalında uzmanlık eğitimine başladım. İzmir’de geçen hayatımın en güzel 6 yılına karşılık, uzmanlık eğitimim esnasında geçen 5 yıl ömrümün belki de en zor ve ağır dönemiydi.Şimdi rahmetli olan bir hocamızın “Asistanlığa başladığınız gün onurunuzu ve gururunuzu bir ceket gibi üzerinizden çıkarıp,asın; uzman olduğunuz gün yeniden giyip gidin” sözü bu durumu özetleyen bir söz olarak halen kulaklarımdadır.Her 3 günde bir tuttuğumuz nöbetler çok zor olmakla birlikte eğitimimizin de bir parçasıydı. Bu nöbetlerde uyku bir yana kimi zaman karnımızı doyuracak zamanı bile bulamazdık.Belki de en lüks zamanlarımız wc’ye gittiğimiz anlardı. Bir gün öncesi ve ertesi gün devam eden mesai ile 36 saate uzanan nöbetler gerçekten bizi çok yorardı.İşin kötü yanı sistem takdir üzerine değil, ceza üzerine kuruluydu. Yani yaptığımız işin karşılığında teşekkür ya da takdir görmez, aksayan kısımlarda ceza alırdık. Bugün halen özellikle cerrahi branşlarda aynı sistem geçerlidir. Ayrıca seminerler, sınavlar, öğrenci eğitimleri, araştırmalar vs. de aldığımız akademik eğitimin birer parçasıydı.Bu zor eğitim bize ciddi bir mesleki sorumlulukla birlikte, bilgi ve beceriyi de getirdi.Ayrıca hastanın değeri ve hastanın sahiplenilmesi,onun sorunlarıyla gerçek manada ilgilenilmesi uzmanlık eğitimim esnasında verildi. Sistemin eleştirilebilir yanlarına rağmen, bana bu eğitimin verilmesinde emeği geçen tüm hoca ve asistan ağabey ve ablalarıma teşekkür ederim.Bu dönemde yaklaşık 20’ye yakın bilimsel çalışmada ve kadın doğum konusundaki 3 yabancı kitabın türkçeye çevirisinde görev aldım.
Asistanlık dönemimde o sıralarda stajer olan eşimle tanıştık ve o 5. sınıfı bitirdiği yıl evlendik.Ben halen kendisini Gazi Üniversitesi’nin bana verdiği “uzmanlık hediyesi” olarak kabul ederimJ.
1997 yılında uzman olduktan sonra, kendisini liderlik ve bilimsellik yönüyle örnek aldığım bir hocamın öneri ve referansı ile Ankara Özel Bayındır Hastanesi’nde kadın doğum uzmanı olarak çalışmaya başladım.O dönemlerde akademik kariyer yapmam açısından bazı fırsatlar olduysa da, bunların gerçekleşmesi benim elimde olmayan nedenlerden dolayı mümkün olmadı.
Bayındır Hastanesi’nde çalıştığım yaklaşık 1,5 yıllık dönem benim açımdan gerçek manada bir şanstır. O dönemdeki klinik şefimizin hasta yaklaşımları benim için iyi bir örnek olmuştur. Ayrıca birlikte çalıştığımız 3 arkadaşımdan farklı ekollere ait uygulamaları öğrenme fırsatım olduğu gibi, başarılı bir ekip çalışması çıkardık. Mesleki anlamda çalışma arkadaşlarımla aramızdaki uyum, klinik şefimizin yaklaşımları ve Bayındır Hastanesi’nin çalıştırdığı doktorlara karşı gösterdiği profesyonel tutum orada geçen aylarımı mükemmel kılmıştır.Ayrıca Tüp bebek ve infertilite tedavileri ile pratik olarak tanışmam da orada olmuştur.
1999’da askerlik görevimi yapmak üzere Bayındır Hastanesi’nden ayrıldım. Samsun’daki yedeksubay okulunda dereceye girerek, askerliğimi devam ettireceğim hastane konusunda tercih yapma hakkını kazandım. Kaderin cilvesi ki, tercih yapabileğim yerler arasında Ankara yoktu ama Kayseri Asker Hastanesi vardı.Yaklaşık 13 yılın ardından askerlik vesilesi ile yeniden Kayseri’ye döndüm. Askeri hastanede çalıştığım dönemde part time olarak özel bir poliklinikte de çalışmaya başladım.
Gündüzleri askeri hastanede çalışıyor ve akşamları annemlerin yanında kalıyordum. Sanırım böylesi bir askerlik pek az kişiye kısmet olmuşturJ. Eşimse Ankara’da yalnız kalmıştı ve adeta askerliği o yapıyordu. Sonunda evimizi Kayseri’ye taşıma kararı verdik.
Askerlik sonrası yaklaşık 1 yıl serbest hekimlik yaptım. Bu dönem, mesleki anlamda kendimi en atıl hissettiğim bir dönemdir. Sahip olduğum bilgi ve beceriyi böyle bir ortamda yeterince aktaramıyordum.Bunun üzerine 2001 yılında Sağlık Bakanlığı’na müracaatla atama istedim ve Bünyan Devlet Hastanesi’ne tayinim yapıldı. Bünyan Devlet Hastanesi bina olarak yeterli gözükmekle birlikte ciddi alt yapı eksiklikleri ve borçları olan, girdileri kontrol edilmeyen bir hastane durumundaydı. Oraya başladıktan 2 ay sonra başhekim olmam önerildi ve ben de kabul ettim. Daha sonra birlikte çalıştığım tüm personelle birlikte kararlı ve azimli bir çalışma ile, yaklaşık1 yıllık dönem sonunda hastane çalışır duruma gelmişti.
2004 yılında özel bir hastane tarafından yapılan bir teklifi değerlendirerek, devletten istifa edip tamamen özele geçmeye karar verdim.Zira yaklaşık 2,5 yıl süren Bünyan görevim sırasında epeyce yorulmuştum ve oradaki misyonumu tamamladığım kanısındaydım.
O dönemden bu yana, değişik özel hastanelerde çalıştım ve halen devam etmekteyim.
Herkese iyi temennilerle, benzerinden dilediğim bir oğlum var (Allah nazardan saklasın).O’nun gelişi ile birlikte çocuk isteyen hastalarımın ihtiyaç ve hissiyatlarını çok daha iyi anladığımı düşünüyorum.
İlgi alanlarım arasında özellikle şiir kitapları okumak, müzik dinlemek ve fotoğrafçılık gelir. Fotoğrafçılıkla ilgili çalışmalarımdan bazılarını “Objektifimden” sayfasından izleyebilirsiniz. Bu çalışmalarımdan bazıları değişik internet siteleri ve dergilerde yayınlanmıştır.Her hekimin sanatçı bir yönü olduğunu düşünüyorum.
Sağlıklı Mutlu Bir Yaşam Dileğimle Esen Kalın
Op.Dr. Mehmet Cahit GÖZÜAKÇA
Kayseri Melikgazi Semt ve İlçesindeki diğer Jinekologlar

